28 06 2013

Şimdi çok yorulduğumu söylemek içindi bu yazı!...

Şimdi çok yorulduğumu söylemek içindi bu yazı!... |  görsel 1

Hiç şüphe yok ki rengim Gri!.... Çünkü ne size yaranabiliyorum, ne size!...ben haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, ezilenin yanındayım ama fırsattan istifade ortalık karışıkken, hain fikirlerini uygulamaya kalkıp, ülkeyi bölmeye çalışanlarında karşısındayım!....    Ben Dünya insanıyım, iki insan yetiştirmeye çalışıyorum bu Dünyanın bize düşen, 70 m karelik alanında!... Tek başıma yıllardır karşısında duruyorum yaşadıklarıma, yaptıklarıma, seçimlerime tepki gösterenlerin!...Benim istediğim tek şey huzur, huzur bozan herşeyin, herkesin karşısındayım... Çünkü hayat herkes için zaten yeterince ZOR!.... Zaten sevgisiz, ruhsuz bir toplumun içinde, sevgi dolu, ilgiye sevgiye aç kalmadan büyüsünler diye uğraştığım iki fidanım var elimde!.... Ben sevgisiz kimseyi istemiyorum artık hayatımda, bana saygı duymayanı, GRİliğimden şikayetçi olanları görmek istemiyorum yanımda!...Yanımdaymış gibi durup, yaptıklarımı, yaşadıklarımı, geldiğimi, gittiğimi, seçimlerimi, bensizken eleştiren, ardımdan, arkamdan, atıp tutanları da istemiyorum!.....   Ben 36 yıldır kimsenin hayatına burnumu sokmadım, yanımda kalmak istemeyenleri çok sevsemde elimle yolcu ettim, sırf seçimlerine saygı duyduğum için!! Çünkü çok sevsem de önce İNSAN olduklarını unutmadım!...  Evet, üzüldüm ağladım, acı çektim, güldüm içim acırken ama bitecek dedim... Kimseyi bana verdiği acılardan dolayı ezmedim, arkasından küfür etmedim, camları kapıları bacaları indirmedim!.... Şiddeti uygulamak bir seçim olabilirdi benim için, ben öfkemi bastırıp, düzeltmek için yapabileceklerim neyse onları seçtim!...   Başı türbanlı dostum da oldu hem de fanatik Atatürkçü; Esrar çekip Atat&u... Devamı

03 09 2010

OSHO-Yargılamak ve Aynalamak

Lütfen başkalarını gözlemlemeye çalışmayın bu sizin işiniz değil,eğer onlar eski oyunlarını oynamaya  karar verdiyse, eğer eski oyunları oynamak istiyorlarsa, eğer eski  oyunları oynamaktan mutlularsa, siz kimsiniz de müdahale ediyorsunuz.Hatta siz kimsiniz ki yargılıyorsunuz.   Sürekli bu başkalarını yargılama arzusu atılmalıdır.Bu başkalarına yardım etmez, sizi incitir, sadece sizi incitir.Bunun sizinle bir ilgisi yok.eğer eski ayni değişmez rotada, ayni rutinde kalmak istiyorlarsa bu onların zevki.Güzel!Bu onların hayati ve bunu istedikleri gibi yaşama hakları var.   Nedense başkalarının kendi yollarını izlemelerine izin veremiyoruz. Şu yada bu şekilde yargılamayı sürdürüyoruz. Bazen onların günahkar olduğunu söylüyoruz, bazen onların su yada bu şekilde suçlu olduğunu söylüyoruz. Tüm bunlar değiştiyse işte yeni bir tekamül,onlar eski oyunlarını oynuyorlar ve ben yoruldum..Neden oyunlarından yorulasınız ki?İsterlerse onlar kendi oyunlarından yorulsunlar.   Tüm enerjiniz kendinize odaklanmalı.Belki başkalarının hile yaparak eski oyunlar oynamalarını kınıyorsunuz, çünkü kendinizi kınamak istemiyorsunuz. Bu hep olur, bu psikolojik bir hiledir, kendimizi başkalarına yansıtırız. Bir hırsız herkesin hırsız olduğunu düşünür,bu onun için çok doğaldır- bu onun egosunu koruma yoludur.eğer tüm dünyanın kötü olduğunu hissederse kıyaslama yaparak kendini iyi hissederdir katil tüm dünyanın katil olduğunu düşünür. Bunu düşünmek onu rahatlatır, o zaman öldürebilir, suçluluk hissetmeye, vicdan azabı duymaya gerek yoktur.   Böylece kendimizde görmek istemediğimiz herşeyi başkalarına yansıtırız. Lütfen bunu kesin, eğer ki eski oyunlardan gerçekten yorulduysanız, o zaman bu bir eski oyun... Devamı

02 09 2010

Ben senin hayatından gittim oğlum!

                Ne yalan söyledin ne de kandırdın diyebilirim. Mutlaka doğru söylediklerin de vardı, kandırmadıkların da… Hiç söylemediklerin de vardı ama! Şimdi benimde söylemediklerim var! Bu konuşmasız gidişi, ben seçtim! Ne masaldın ne gerçek... Mutlaka her ikisinden de etkileniyor insan. Gerçek bir masalı tercih ederdim! Gerçek bir masal nasıl olur ki? Bilmem! Ve sende biliyor olsaydın şayet, muhakkak yaşıyor olurduk! Ben senden de, masaldan da ümidi kestim! Neyse uzatmayacağım. Sonraya bıraktıklarım yok. Sana bıraktıklarım da… Dünle beraber gitti düne ait ne varsa... Bana kalanları da ben sildim. Açılmayacak konular gibiyim... Gidilmeyecek şehirler gibiyim... ... Devamı

02 09 2010

BİRİNİN KADINI OLMAK

Birinin kadını olmak istiyorum! Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta! Biraz korunmak, biraz şımarmak... Bir kaç çeşit yemek yapmak, İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak, belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek, bi yerlerde çay içmek, Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun, sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var! Neden mi? Herkesin eli tutulmaz, herkesle film seyredilmez, herkesle çekirdek çitlenmez, herkesin kadını olunmaz da o yüzden! İçinden gelmeli... Hücrelerine kadar hissetmeli, dna’larına kadar bilmeli insan! Düşünerek emin olunmaz, bir anda ya olunur ya olunmaz. Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa, kafa da hiç karışmaz ya, olsun! Oysa bazen tek bir söze yıkılır bütün duvarlar, bir bakışa çözülür insan... Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında! Sabahları uyandığımda “günaydın sevgilim” mesajları görmek istiyorum telefonumda. Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum. Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum. Dayanamamak istiyorum! Çalışırken, düşünmek istiyorum sonra onu! Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara... Gülümsediğim için daha çok çalışmak... Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi... Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum! O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun! Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum “neredesin” diye, “Hımm kim aradı bakayım” diye! Ben sormam ama, korkmasın. O sorsun! ... Devamı

02 09 2010

Seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim!

Kendimle amansız bir savaşın hemen sonrasında, tam da ölülerini sayıyordum içimin…   Aklım takıldı! Bir şey diyeceğim! Yok, yok demeyeceğim!Vazgeçeceğim!Aslında başka bir şeydi söylemek istediğim.Yazdım, sildim… Yazdım, sildim…   Seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla!   Yormak istemiyorum artık hiç kimseyi. Yorgunum zira! Yeniden kurasım yok hiç, aşka dair cümleler. Kelimeleri yan yana getiresim yok bir de, kendimi anlatmak için. Sen anla!   Konuşmak istemiyorum kısaca. Konuşacak ne var ki? Benim sana gelene kadar ne yaptığım mı, senin bana gelene kadar ne yaşadığın mı? Saçma!   Ne geçmişe aidim artık ne de geleceğe ve kaçırmak istemiyorum şu anı da, olmuşların, bitmişlerin, gelmişlerin, geçmişlerin laf kalabalığında... Olacakların, biteceklerin ve geleceklerin kurgusunda ya da.   Ama şimdi burada, seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla! Hisset ya da! Biliyorum, her ikisini de yapabilirsin!   Ne şu andan öncesi ne şu andan sonrası… Dedim ya; bir tek şu anın ciddiyetindeyim.   Hayallerim yok sana uzun uzun anlatabileceğim ama çok istersen kurarım tabi senin için ve illâ merak ediyorsan hatırlarım elbet canımın yanmışlığını da zira unutmuş değilim.   Ruhumda dikiş izlerim…   Yeni bir alfabe arıyorum konuşabilmek için! Hiç söylenmemiş sözler duymaya ihtiyacım var ve belki yeniden cümleler kurmaya... Yetmiyor artık bildiklerim.   Şimdilik, baş edilir gibi değil içime çekilmişliğim.   Sözlerini duyuyorum; düşüncemi zorlayan, aklımı sana uçuran. Her anlamaya çalıştığımda merak edilen oluyorsun. Anl... Devamı